EKONOMi NEREYE GiDiYOR?


                   Merhaba arkadaşlar; bu gün size ülkemizin içinde bulunduğu ekonomik durum ile ilgili düşüncelerimden bahsetmek istiyorum. Ülkemizin cumhuriyet kurulduktan kısa bir süre sonra hiçbir borcu kalmamıştı. Hemde hiç dış borçlanma yapmadan. Peki o günden bu güne neden bu hale geldik.



Dolar almış başını gidiyor, her şey ateş pahası, tüm ürünlerde ciddi oranlarda yapılan zamlar ve buna karşılık maaşlardaki kira zammını bile karşılamayacak derecede küçük artışlar. Neden bizim ekonomimiz bu denli olumsuz etkileniyor? Neden sürekli yaşam zorlaşıyor? Geçen seneki paramızın yettiklerine bu sene paramız yetmiyor. Baştan söyleyeyim ben bir ekonomist değilim. Bu yüzden de bu konu hakkında ki yorumum tamamen bu ülkede yaşayan bir vatandaş izleminden ibarettir. Çoğunuza bu soruları sorarken yıllardır bize empoze edilen dış güçler olayını söylediğinizi duyar gibiyim. İşte herkesin gözü bu topraklarda, tüm herkes bizi ele geçirmek istiyor vs.vs. günümüz kapitalist sisteminde zaten bizim topraklarımızı fethedip buraya yerleşmenin kimseye faydası yok. Bahsedilen dış güçler bana kalsa vatandaşlarına hayvan çiftliği işlettirmez, ya da çeltik tarlası sürdürmez. Yani bu toprakları değerlendirebilmesi için yine işçilere ve ucuz iş gücüne ihtiyaçları var. E tabiî ki bu da bizleriz. Peki o zaman sürekli ülke ekonomisinin kötüye gitmesi neden? Benim basit mantığım ile tamamen çalışmadan yaşamak ile ilgili. Düşünün bize yıllarca okumanın önemli bir insan olmanın, vasfın, etiketin önemi anlatıldı. Hemen herkesin ilk öğretim ve lise yıllarında duyduğu sözlerdir bunlar. “çocuğum oku büyük insan ol, ben hamallık ettim sen etme vs.” e peki herkes büyük adam olursa kim küçük adam olacak. Çalışmak çabalamak üretmek bunlar ayıp şeyler değil benim bildiğim. Ama nedense herkese masa başında çalışmanın önemi değeri anlatıldı. E tabiî ki şu an ülkemizde masa başında hiçbir iş yapmadan çok çalıştığını ve yorulduğunu söyleyen, maaşının kendisine yetmediğinden şikayetçi olan, verimsiz, tembel, yattığı yerden lüks arabalara binip villa da oturmanın hayalini kuran bir topluluk oluştu. Eskiler de çocuklarına mesleklerini öğretmek yerine büyük adam olmaya gönderdiler.



          Netice herkes büyük adam, kimse de para yok ve  de herkes mutsuz. Dışarıya ihraç ettiği ürünü bir zaman sonra kendisine bile yetiremeyip dışarıdan almaya başlayan bir hale geldik. En basit tabirle hepimizin bildiği şeyler. Pirinç, buğday, et vb. bu denli ekmeğe düşkün iken ekmeklik buğdayımızı bile dışarıdan alıyoruz artık. Dönümlerce tarlalar boş duruyor. Hepsi de büyük adamların hissedar olduğu tarlalar. Eminim ki kimi kamulaştırmadan para almayı, kimi de müteahhitin bir site yapmak için kendisine getireceği teklifi bekliyordur.  Yani kimse çalışmayacak, ama herkes önemli ve zengin olacak. Ekonomisi iyi ve kişi başına düşen gelirin yüksek olduğu ülkeleri inceleyim arkadaşlar. Hepsi çalışıyor, hepsi üretiyor, doğalarını koruyor ve bilinçliler. Lütfen dış ülkelerin yalnızca özgürlük oranlarını (kendimize göre) rahat ve az çalışmalarını, diledikleriyle olup partilerdeki eğlencelerini örnek almayalım. Bir kişinin emekliliğinde rahat etmesi için gençliğinde üretmesi ve çalışması gerekir. Bir ülkenin de belli bir seviyeye gelebilmesi için önceleri insanlarının biraz çalışması gerekir. Tıpkı atalarımızın bize bu toprakları emanet edebilmesi için kanlarını döktüğü gibi. Biz çalışması ve düzeni kurması gereken nesildik, ama bunun yerine şans oyunlarından zengin olmayı, Arabistan’dan tanımadığımız zengin bir dedeyi bekledik. Bu ülkenin ekonomisinin bu durumda olmasının tek nedeni bizlerin çalışmaması, üretmemesidir. Bence yine özünde kibirdir. Her birey çok önemlidir, ama bir o kadar da önemsizdir. Unutulmasın ki kimse de yeri doldurulamaz değildir. Kendimize güvenmek güzelken gereğinden fazlası da narsistliktir. Unutulmasın ki dış güçlerin sizin batık olmanıza ihtiyacı yok. Onların ürettiği teknolojiyi size satmaya ihtiyacı var. Bu şekilde sizin paranızı alırlar, zengin olurlar, günümüz şartlarında da teknolojiyi elinde tutan zaten güçlüdür. Ama biz diyoruz ki bizim paramız yok, üretimimiz yok, ama çok güçlü olmalıyız. Şimdi bazılarınız silah üretiyoruz vs diyecek. Bunları yapmak tabiî ki güzel ama hazır parayla değil. İnsanlardan özellikle orta ve alt tabakadan sürekli artarak toplanan vergilerle değil. Önce başarılı olacağın bir alanda ki ülkemiz verimli topraklara sahip bir ülke ve gıda maddesi tüm insanlığın mutlak ihtiyacıdır, üretirsin etini, sütünü, tahılını satarsın gelir elde edersin bu gelirin de bir kısmı ile silah sanayini geliştirirsin. Yani bir işe yatırım yapmadan önce o işe bir kaynak elde edersin. Tabi bunlar benim şahsi düşüncelerimdir ve yukarıda da söylediğim gibi ben bir ekonomist değilim.



          Tek bildiğim yönetimi kötü olan, sürekli halktan aldığı vergileri yükselten devletler sonunda kaybetmeye mahkumdur. Şöyle açıp haberlere yazılara bakın, zaten ciddi oranda bir bilgi bulamayacak olsanız da eskiden sürekli artışından şikayet ettiğimiz vergiler, ürünlerde ki zamlarda ki oranlara bakın, şimdiki oranlara bakın, buna karşılık maaşlarda ki artışa bakın. Bu işçi, memur her kesim için geçerli. Çünkü çalışkan Türk halkının yerini, tembel, hazırcı bir toplum aldı. Birilerini eleştirirken asla unutmayın ki bir toplumun içinde bulduğu durumu o toplumun bireylerinin davranış tutumu belirler. Dışarıda bir kişinin davranışı ile değil halkın genel tutumu ile anılır. Bu yüzdendir ki başkalarını eleştirmeden önce kendimizi sorgulamamız lazım. İğne kendimize çuvaldız başkasına arkadaşlar. 

Hepinizi seviyorum, saygı ve selam ile….




Yorum Gönder

0 Yorumlar