SAHTE iNSANLAR

             Merhaba arkadaşlar; blog yazıma benim için belki de en büyük dert olan insanların sahteliği hakkında yazarak başlamak istedim. Eminim bundan herkes şikayetçidir. Sahte olanlar da olmayanlarda. Açıkçası ben bir anlam veremiyorum bu duruma. İnsanlar neden sahtedir? Neden başkalarına yalan söylerler. Psikoloji de bunun adına “Histrionik” kişilik bozukluğu deniyor ve nedense her geçen gün insanların bu hastalığa daha fazla yakalandığını gözlemlemekteyim. Bu insanlar karşılarındakinin vasfı, konumu, maddi gücü gibi durumlara önem verir eğer kriterleri yoksa karşılarındaki kişiyi hor görür muhatap almazlar. Ve günümüzün maalesef ki en büyük sorunu para.



              Türk toplumuna bu mu empoze ediliyor yoksa bilinçsiz bir şekilde bu hale mi bürünüyoruz. Arkadaşlar her bireyin kendisini sorgulaması lazım. Çoğu insan başkalarına yaptıklarının farkına varmazken kendisinin biraz canı yansa veryansın ediyor. Söylenmedik söz bırakmıyor ancak kendisini tanımlarken mangalda kül bırakmaz bir şekilde kusursuz bir kişilik örneği çiziyor. Elbette kimse kusursuz değil, o kişi de bunun farkında lakin dışarıya kendi hatalarını kabul edecek cesareti gösteremiyor. Neden insanların başka insanlardan onaylanmaya ihtiyaçları var ki? Ne gerek var. Herkes herkesi olduğu gibi kabul etse kimse kendisini olmadığı gibi göstermeye çalışmasa herkes birbirine karşı dürüst olsa bu dünya çok daha yaşanası güzel bir yer olmaz ki. Eminim hepinizin ciddi dertleri vardır. Çoğunuz için dünya yaşanır bir yer olmaktan çıkmıştır. Peki bu dünyayı yaşanabilir kılmak ya da kılmamak kimin elinde? Şimdi diyeceksiniz ki ben bir kişiyim ne yapabilirim sisteme uymak zorundayım. O zaman da çok eski bir söz aklıma geliyor. Herkes kendi kapısının önünü süpürürse sokaklar tertemiz olur. Tabiî ki bir iki kişi tüm sokağı süpüremez ama herkes küçücük bir bölge bile temizlese ciddi bir birliktelik ve güç doğuyor. Bir elin nesi var hesabı.
                                              






                Gel gelelim şimdi en büyük sorunlardan birisine “PARA”. Herkesin derdi hırsı yaşantısı amacı tamamen para olmuş. Peki para nedir?  Para, her mal veya kıymetli satın alma gücü olan bir varlıktır. ... Bilimsel olarak para, devletçe bastırılan, mal ve hizmet satın alma gücü olan ve herkes tarafından kabul gören bir mübadele (değişim) aracıdır. Tanımı bu şekilde. Altını çizdiğim üzere sadece bir araç, asla amaç olmamalı. Ayrıca eğer araştırırsanız dünyada ki hiçbir din ya da inanışta paraya karşı yapılan bir ritüel yok. O halde biz insanlar paraya neden bu denli önem veriyoruz. Kendi toplumumuzu ele alalım. Diğer ülkeleri kenara bırakalım. Bu ülke Osmanlı zamanında da Cumhuriyet’den sonra da hiçbir zaman sosyal ahlakında yada yapısal bütünlüğünde hedef ve amaç para olmamıştır. O halde şimdi neden böyle? Yaşadığımız hayatlarda bir şekilde bu bize empoze mi ediliyor yoksa zaman geçtikçe bunca öğreti ve bilgiye rağmen farkındalığımız ve ahlakımızın artması gerekirken tüm enerjimizi, farkındalığımızı sadece paraya harcıyoruz. Tüm bu teknoloji, bilim, fesle, sanat ve diğer her şeyin yeryüzündeki tek amacı bu mu? Öyle insanlar tanıdım ki dostlar baktığınızda son derece güvenilir, doğru ve düzgün dururken para söz konusu olduğunda yapamayacağı şey olmuyor. Ben hiç ne yaparsa yapsın tüm çabasına rağmen dilediği kadarını kazanan duymadım. Hep bir şekilde şansları yolunda gitmiştir. Çünkü cosmos ne isterse biz insanlar bunu yaşamak zorundayız. Seçimlerimiz kısıtlı bunu hepiniz biliyorsunuz. Çok çabalamayla zengin olunmadığı gibi saçmalamayla da para kaybedilmiyor. Her gün sistemler ortamlar değişiyor, bir sabah uyandığınızda binlerce lira kaybetmiş olabiliyor ya da kazanmış olabiliyorsunuz. Bunun dereceleri kişilere göre değişkenlik göstermektedir. E hal böyle olunca da insanların birbirine olan saygısı sevgisi bitiyor. Biz Osmanlı torunlarıyız gençler, Atatürk’ün ülkeyi emanet ettiği gençleriz. Bizim toplumumuz birbirini sever, sayar, kollar ve korur. Bize öğretilen buydu.



               Okuduğunuz okullarda, aile yaşantılarınız da ya da çevreniz de çok para kazan kimse dememiştir. Böyle bir öğreti ben hiç duymadım. Yapılmışsa da yanlıştır. Ama elbette birkaç yanlış varsa bile bu denli çoğalması mümkün değildir kanımca. Biz Türk toplumu olarak ahlaki yapımızı kaybediyor, hisleriyle hareket eden insanlarken materyalist ve maddeci oluyoruz dostlar. Bu bize bir şey kazandırmaz. En basit örneği ile bir savaş çıktığında para kimseyi kurtarmayacak, ya savaşacak ya öleceksin, ya da bir yerde yeterli kaynak elde edip saklanacaksın. Netice de hiç birinde elindeki paranın sana çözümü olmayacak. Kızlarımız maalesef özellikle kızlarımız, onların durumu bence çok daha üzücü. Çünkü erkekler çalışıp didinip ya da çok para kazanmak için muhtelif yollar ararken onlar dişiliklerini güzelliklerini kullanarak zengin veya olabildiğince refah düzeyi rahat bir yaşam kurma peşindeler. Günümüzün hastalıklarından birisi, vizite karşılığı çalışanı kınarken, kendisinin bunu farklı yoldan yapması. Bence zenginlik amacı ile evlilik kuran biri daha alçaktır. Vizite karşılığı çalışan arkadaşlarımız çok daha dürüst ve namuslular. En azından oldukları gibiler. Ben buyum diyebiliyorlar. Bunun hiçbir şeklini tasvip etmemekle birlikte erkeğin sadece cebinin kalınlığına bakarak eş seçmeye çalışan arkadaşlarımız en alt katogoridedir gözümde. Kimse kusura bakmasın. Bu insanlar hem yalancı, hem hainler. Evlendikleri insana da çevreye de herkese de yalan söylüyorlar. Bizim saf Türk erkeği ise beni olduğum gibi sevsin demesi gerekirken buna çanak tutarak parasıyla hatta çoğu erkek olduğunun çok üzerinde kendisini göstermeye çalışarak karşısındaki kızı tavlamaya çalışıyor. Hiçbir yalan gizli kalmaz arkadaşlar. Bu şekilde yapılan evliliğin sonucu takdir edersiniz ki evlendikten sonra ortaya çıkan parasızlık, kızın da bu amaçlı evlenmesinden dolayı hayal kırıklığı ve gerginlik birbirini tetikliyor ve sonra insanlar kısa sürelerde boşanıyor yada çok daha kötü olaylar yaşanıyor. Adliyeler boşanma davaları ile dolu. Gazetelerde sürekli artan boşanma oranlarından bahsediyor. Neden? İnsanların birbirine karşı olan sahtekarlığı. Peki soruyorum bu sahtekarlık kar amaçlı değil miydi? Ama görüyorum ki bırakın kar etmeyi çok daha fazla zarar ediyor insanlar.



            Bana göre karşındaki insan seni sorguladığında “Ben hep buydum” diyebilmek en büyük güçtür. Bunu en son ne zaman yapabildiniz? Lütfen sevgili dostlar toplumumuzu bizler koruyacağız ve yeni nesillere emanet edeceğiz bu davranışlarla onlara da yanlış örnek oluyoruz. Hepinizin bildiği üzere uzmanlar çocuklara verilen eğitimlerde söylenen sözlerle değil yapılan hareketlerle öğretilmesi gerektiğini belirtiyor. Çünkü çocuk sizin söylediğinizi duymaz, yaptığınızı taklit eder. Kavganızı, yalanınızı yada dürüstlüğünüzü. Tüm Türk ulusunu çok seviyorum. Türk insanı bilinçli, zeki ve akıllıdır. Türk insanı vatanseverdir. Ülke de olan olaylarda herkesin birlik olduğunu hepimiz gördük şahit olduk. Bu konuda da birlik olalım arkadaşlar, bu yapılan hareketler sonunda bizim kendimize yaşanılmaz bir ortam kılıyor elin yabancısına bir zararı yok.

 Bir sonraki yazımda görüşmek üzere herkese selam ve saygı ile…




Yorum Gönder

0 Yorumlar